Kara Ütopya

By Mayıs 29, 2013

Hüma'cım.. Güzel kızım... 
Sana hep güzelliklerle dolu bir miras bırakmak isterdim, bu blogda olduğu gibi yaşadığımız dünyada, ülkemizde, çevremizde de.. Ama ne yazık ki öyle olmayacak galiba... Ne yazık ki her şey bir garip, her şey kötü.. Ele geçiriyor bizi, çevremizi, tüm dünyayı... Canlı canlı kara bir ütopyaya dönüyor dünya, gözlerimizin önünde, göz göre göre... Bir şey yapamıyoruz. Ne yazık ki güzel bir dünya miras bırakamayacağız size... 
Olup biten birçok şey o kadar kötü ki, sırf moral bozduğu için, sırf boğazlara bir yumruk takılıp kaldığı için gazete okumayı, haber izlemeyi bırakan insanlar var... Tek ben değilmişim.. Yine de ucundan kıyısından takip etmeye çalışıyorum olup bitenleri.. 
Yasaklar, yıkımlar, savaşlar... İleriye değil hep geriye gidiyoruz. Para hırsı aldı başını gitti, öyle ki insanların dini, imanı, ahlakı, ailesi her şeyi para oldu... 
Korkuyorum... Artık kendimden çok senin geleceğin için korkuyorum... O kadar gerçek o kadar canlı ki bu korku.. Bir taraftan siyaset ve ülkede gelinen son durumlar itibariyle bir kadın olarak nasıl bir hayatın olacak endişesini yaşarken, bir taraftan yanı başımızda savaşlar patlak verirken, diğer taraftan da çevre kirliliği, doğal olan her şeyin hızla kirlenmesi, tüketilmesi gibi sorunlar düşündürüyor beni.. 
Bu satırları yazma sebebim, ağaçlar... Birkaç gündür gündemde olan İstanbul Taksim Gezi Parkı denen bir parktaki ağaçlar... Ben de hiç gitmedim ama bildiğim orada ağaçları söküp yerine alışveriş merkezi yapacaklarmış.. Eylemler sürüyor, ama dinleyen yok gibi... Polis biber gazı sıkıyor ağaçları kurtarmak isteyen insanların üzerine... 
İşte böyle bir dünyadan yazıyorum sana... Bu haberler çok üzdü beni... Öyle ki bir yumru düğümlendi boğazıma, çaresizlikle... 
Bu ne ilk ne de son üstelik, altın arama gerekçesiyle Kaz Dağları'nı mahvediyorlar, nükleer santral yapmak için Sinop'a gözlerini diktiler, baraj yapmak için nice yıkımlar planlanıyor... Mevlana Müzesinin önündeki ağaçları bile sökmüşler çevre düzenlemesi ve meydan yapacağız diye... Oysa medeni ülkelerde tüm şehirlerde kocaman parklar var, Central Park, Hyde Park, English Garden, aklıma ilk gelenler.. 
Söyleyecek çok şey var ama söyleyecek hiçbir şey yok aynı zamanda... 
Cana değer verilmediği çok açık değil mi? Hem canlı canlı ağaçları kesen hem de ağaçları kurtarmak isteyenlere biber gazı sıkan zihniyet... İşte hayatımız bunlara emanet, işte geleceğimiz ve daha kötüsü geleceğiniz bunlara emanet... 
Ne yazık ki örnekler çoğaltılabilir, üstelik sadece ülkede değil tüm dünyada kötü şeyler oluyor... Petrol savaşları, köleleştirilen insanlar... Yeni dünya düzeni projeleri... Neler neler... 
5-6 sene önce su sıkıntısı vardı ülkede, barajlar boşalmış (güya) sular kesiliyor, su tasarrufu konusunda haberler filan dönüyor ortalıkta. Gelecekte susuzluk öyle bir noktaya gelmiş ki, sırf temizlik nedeniyle saçlarını kazımış kadınlar... Bir senaryo tabii bu, bir kara ütopya... Hatta su sorunu yok son yıllarda, ama benim açımdan gerçek bir korku olup bitenler ışığında ve sanki bir sembolü bir anlamda korkularımın... İpek saçlarını düşünüyorum böyle zamanlarda, şimdi doya doya yıkanmana izin vermekle, suyu ziyan etmeyip seni bir an önce sudan çıkarmak arasında kalıyorum bazen... İşte o kadar gerçek korkum... 
Özgürlüklerimiz bir bir kısıtlanırken, tek tip insan yetiştirme konusunda her gün yeni gelişmeler olurken, televizyonla, medyayla, popüler kültürle sanal bir dünya dayatılırken bizlere, George Orwell'in 1984'ündeki gibi bir dünyaya uyandığını düşünüyorum ya da Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sına.... Üzülüyorum, türlü güzelliklerle dolu dünyanın nimetlerinden faydalanamayacak olman, bir korku imparatorluğunda esaret içinde yaşayacak olma ihtimallerine bile, kahroluyorum hatta.... 
Bir yumru düğümleniyor boğazımda... İşte o kadar gerçek korkum... Elimden bir şey gelmiyor...
Böyle umutsuz, böyle çaresiz hissediyorum son zamanlarda, tüm bu olup bitenler ışığında... Bir dönüşüm, bir değişim rüzgarı içinde savruluyoruz, iyiye değil de kötüye sanki... Umutsuzum ne yazık ki, o nedenle bugün içimden senin güzelliklerini, nasıl gülüp eğlendiğini anlatmak gelmedi... Umutsuzum çünkü ağaçları kesiyorlar... Umutsuzum çünkü kötü şeyler oluyor...
Yaşanabilir bir dünya için dua ediyorum, başka bir şey gelmiyor elimden...
----------------------------

Daha önce de aynı başlıkla bir yazı daha yazmışım... Kara  Ütopya


Bunları da Okuyabilirsiniz

3 yorum

  1. umutlu olacağız ki yenilmeyeceğiz...umutlu olalım ki gür sesle savunalım doğru bildiğimizi...eğer bizden beklenen umutsuz olmamız ise hayır değilim ve sende olma lütfen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet umutlu olmak ve bir şeyler yapmak gerekli... bazen umutsuzluğa kapılıyorum elimde değil.. kötülüğün bizi ele geçirmesine izin vermemek lazım..

      Sil
  2. bu yükselmeden önce dibe vurmak gibi... güzel günler göreceğimize, çocuklarımızın geleceğinin daha da güzel olacağına inanıyorum ben... bu inancımı tüm gördüklerime rağmen yitirmemeye çalışıyorum ;)

    YanıtlaSil