Güvenilir Gıda Meselesi ve AOÇ

By Ocak 11, 2013 ,

Gıda meselesi ile ilgili olarak düşündüklerimi, az bildiklerimi yazmaya Güvenilir Gıda Meselesi yazımda başlamıştım. Açıkçası ilk önce biraz çekinerek yazdım yazıyı zira bildiklerim genelde kulaktan dolma şeylerdi ve araştırıp detay vermeye daha bilimsel gerçeklerle konuşmaya vaktim ve fırsatım yoktu, hala yok. Ama konuyla alakalı tepki almadım, ben de o nedenle devam edeyim dedim yazmaya.. Sonuçta yazdıklarım genelde kişisel deneyim, gözlem ve düşüncelerim...

Bu yazıdaki gıda meselesi süt ve süt ürünleri...

Öncelikle biz Ankaralılar olarak şanslıyız diye başlamak istiyorum. Zira Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) var. Hala bozulmadan ve sağlıklı ürünler üretiyor. Nereden mi biliyorum, kendi deneyimlerimden...
Şöyle ki, ilk evlendiğimiz yıllardı, o zamanlar toplu alışveriş yapardık, aylık.. Yoğurt olarak marketlerde gördüğümüz bilinen markaların yoğurtlarından alırdık hem de 2-3 kg'luk. Tabii iki kişiyiz o yoğurt biter mi, bitmez... Neredeyse 3-4 hafta dolapta durur. Peki bozulur mu, tabii ki bozulmaz. Biz de bunu yeni almış olduğumuz anti-bakteriyel buzdolabına bağlarız. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Bir gün o markaların yerine AOÇ yoğurt aldık ve kısa sürede dolapta ekşidiğini, bozulduğunu fark ettik. Dolap aynı dolap olduğuna göre demek ki yoğurt aynı yoğurt değil diye bir aydınlanma yaşadık. Sonradan da bunu defalarca test etme olanağımız oldu ve sonuç değişmedi. Bilimum markaların yoğurtları (tabii ki hepsini denemedim ama zaman zaman aldıklarımızdan bildiğim) buzdolabı şartlarında neredeyse 3-4 hafta bozulmazken AOÇ yoğurtlarının ekşimesi çok daha kısa sürüyor, örneğin 1-2 hafta (mevsimine göre). Bu durumda her ne kadar içindekiler okunduğunda ekstra bir şey görünmese de, bana kalırsa en iyi ihtimalle dayanıklılığı artırmak için fazla işlemden geçiyor olabilir, tıpkı uzun ömürlü sütlerde olduğu gibi... 

Aynı durum sütlerde de geçerli, uzun ömürlü sütler açıldıktan sonra bile günlerce dolapta bozulmadan kalıyor. Neden? Çünkü uzun ömürlü sütler daha yüksek sıcaklarda pastorize ediliyormuş bildiğim kadarıyla yani içinde herhangi bir katkı maddesi yokmuş ama sonuçta o sıcaklıklarda bozulmaya sağlayan bakterilerle birlikte bize faydalı bakteriler de ölüyor. Ben hamile kalana kadar hep uzun ömürlü süt alıyorduk, çok fazla tüketilmiyor diye. Hamileliğimde genellikle günlük süt tüketmeye gayret ettim, Hüma'ya ise 1 yaşından beri hep AOÇ günlük süt içiriyorum. Neyse ki günlük sütü kapıcımız bırakıyor her gün ancak şehir dışına gittiğimizde aslında günlük süt bulmanın ne kadar zor olduğunu fark ettim. Bir kere büyük marketlerde her zaman bulunmuyor. Bulabildiklerim de bilinen markaların günlük sütleri, kötü demiyorum yalnız şöyle bir şey dikkatimi çekti, AOÇ günlük sütlerinin raf ömrü 4 gün -ki nispeten  yakın zamanda 4 gün oldu diye biliyorum daha önce 3 gündü. Diğer günlük sütlerin raf ömrü 8 güne kadar çıkabiliyor. Ben Antalya'da markasını hatırlamıyorum ama raf ömrü 8 gün olan günlük süt gördüm, adı üstünde günlük süt nasıl 8 gün raf ömrü oluyor bilmiyorum. Diyorlar ki ambalajdan fark ediyormuş, ben de hadi oradan diyorum zira AOÇ'nin kullandığı Tetra Pak kutularla diğer markaların kullandıkları arasında bir fark göremedim bu bir. Ayrıca raf ömrü 8 gün olan süt cam şişedeydi bu da iki.

Bu arada tabii ki AOÇ dışında da günlük pastorize süt üreten/satan markalar var. Araştırmak, bakmak lazım hangi marka hangi süt nedir ne değildir, ben AOÇ dışında almadığım için bilmiyorum ama kullanan bilen varsa yazsın biz de bilelim. 


AOÇ'nin sitesinde şu uyarıyı gördüm az önce aynen aktarıyorum;

Pastörize sütlerimizin son kullanım tarihlerindeki süre uzatımı herhangi bir katkı maddesi ile değil, fabrikamızda devreye alınan "Baktofugator" cihazı ile fiziksel olarak sağlanmaktadır. Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü sadece pastörize süt değil, üretimini yaptığı her üründe Ulu Önderin talimatları doğrultusunda katkısız ve doğal üretimini devam ettirecektir.


Bir de keçi sütü olayı var, biliyorsunuzdur yakın zaman önce Sağlık Bakanlığı bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı ve piyasada en çok bulunan keçi sütlerinden biri olan Kay marka keçi sütünün aslında keçi sütü olmadığını, inek sütü olduğunu bildirdi kamuoyuna. Biz de eskiden birkaç kez almış ve bize sulandırılmış gibi geldiği için vazgeçmiştik, sulandırılmış değilmiş belki ama keçi sütü olmadığı  da kesin. Yine Ankara'lılar olarak çok şanslıyız ki AOÇ'nin günlük keçi sütü de var. Mis gibi cam şişede. Hem de küçük şişelerini de çıkardılar şimdi, tam çocukların beslenme çantasına koymalık, Ankara'da olup da bilmeyen varsa mutlaka bilsin, denesin. 

AOÇ hakkında da, bu kadar övmüşken, bir kaç satır bir şey yazmamak olmak. Bir kere 2012 yılında bir sürü ödül aldılar, bu arada ürünlerinin bir bölümü zaten TSE sertifikalı. Son birkaç yıl içinde ürün gamı epey genişledi. Günlük süt, kefir, ayran çeşitleri arttı. Aynı şekilde peynir çeşitleri de. Aslında tüm ürünlerinde çeşitliliğe gittiler, dondurma, inek ve keçi peynirleri, keçi kaşarı bile var, Hüma'ya alıyorum. Özellikle günlük inek ve keçi sütünde çok güzel yukarıda da bahsettiğim gibi tam beslenme çantalık cam şişeleri var. Ankara'da olup da çocuğunun beslenmesine aromalı, uzun ömürlü süt filan koyan yoktur umarım.

Bir de şöyle bir durum var, eskiden AOÇ ürünleri, çiftlik içerisindeki satış mağazasında satılıyor, marketlerde sadece tereyağı ve bazen süt bulunuyordu. Annem gibi bir sürü insana da çiftliğe gidip alışveriş yapmak zor geliyordu, biz üşenmeyip gidiyorduk son dönemlerde, haftada ya da iki haftada bir. Ancak şimdi AOÇ ciddi bir atılım içerisinde ve Carrefour gibi büyük marketlerle anlaşmalar yapmış anlaşılan. Carrefour'da AOÇ standı açıldı, aşağı yukarı tüm ürünleri satılıyor. Ayrıca en çok hoşuma giden de tam kasa önlerinde bulunan küçük buzdolaplarında genelde su (o da sadece Damla marka genelde), kola ve dondurma oluyordu, ama artık Carefourda AOÇ ürünleri var, oradan hemen bir küçük süt alıp çıkabiliyorsunuz. Bence harika bir uygulama ve kesinlikle örnek olmalı. 
Bizim için daha da şahanesi tam da bizim eve bir bakkala gitme mesafesinde AOÇ Satış Mağazası açıldı, ne yalan söyleyim uzun zamandır bu kadar sevinmemiştim bir şeye.. Her gün işe gidip gelirken önünden geçiyorum, sabahları ben servise koştururken, çalışanlar günlük sütleri diziyolar. Gerçekten enfes oldu, ailecek çok sevindik. Bozulmadan, ürünlerini bozmadan devam edip, tüm illere yayılırlar umarım. Gıda konusunda yaşanan en iyi gelişme... Teşekkürler AOÇ.

AOÇ ürün kataloğu için tıklayın;

AOÇ web sitesi için tıklayın;

Süt ürünleri demişken çocukları favorisi dondurmadan bahsetmemek olmaz.. Dondurmayı da biz tabii ki AOÇ'dan alıyoruz (iyi reklam yaptım ama hak ediyorlar hakikaten) çok da severek yiyoruz. İçindeki tek şüpeli madde süt tozu, onu da kendileri üretiyordur diye tahmin ediyorum. Öyle olmasa bile piyasada satılan, yazın bol bol reklamı yapılan dondurmaların yanında sütten çıkmış ak dondurma bence :) Aslında o dondurma diye satılanların bir çoğu dondurma bile değil, bunu biliyor muydunuz? Elinize alıp arkasına bir bakın, dondurma bile yazamıyorlar, buzlu yiyecek gibi bir şey yazıyordu birçoğunda yanlış hatırlamıyorsam.. İçinde neler var neler, süt ürünü diye düşündüğümüz dondurmanın içinde sütten başka herşey var... Hem de binbir türlü katkı maddesiyle birlikte.. Dondurmayı en çok kim yer, tabii ki çocuklar, ehh arkasını okumadan yedirmeyin bence. Bir dondurma makinası edinin ya da süzme yoğurt ve meyveden basit dondurma yapımını öğrenin. Bu arada dondurma makinası olmadan da dondurma yapılabilirmiş, sadece sık sık buzluktan çıkarıp karıştırmak gerekiyormuş. İnternette envai çeşit tarif var, o katkı maddeli ne olduğu belirsiz şeyleri yedireceğime çocuğuma uğraşırım kendim yaparım. Şimdilik AOÇ alıyoruz biz. Süt tozu olayını bir ara araştıracağım ama o kadardan bir şey olmaz diyorum şimdilik. Bu arada Hüma kışın da dondurma yemeye devam ediyor. Hiç de bir şey olmadı şimdiye kadar. Ayrıca yalan yok Kentpark'taki Gelato'dan da dondurma alıyorum Hüma'ya, renkleri ve tadıyla o kadar güzeller ki ben bile dayanamıyorum ve arada yese bir şey olmaz diyorum. 

Bunlar biraz da tercih meselesi tabii, isteyen uzun ömürlü süt içer, isteyen imkanı olan köyden aldığı sütle mayalar yoğurdunu. Ama bunun bir tercih meselesini olduğunu bilerek ve o tercihi bilinçli olarak yaparak devam etmek önemli, marketlerde biye dayatılanı düşünmeden, sormada sorgulamadan almak değil. Bir firmanın süt/yoğurt fabrikasında hem de üst düzeyde çalışmış ve daha yüksek sıcaklıkta pastorize edildiğinden daha steril diye çocuğuna hep uzun ömürlü süt içiren birini tanıdım mesela. Bence çok garip ama kendi bilir sonuçta...

İşte böyle, ne yediğimi ve daha da önemlisi ne yedirdiğimizi bilelim.. Aldığımız ürünlerin arkasını okuyalım, içinde neler var görelim. Bu konularda bilinçlenelim, farkında olalım. Etrafımızdakileri uyaralım. Hele ki çocukların yiyecekleri konusunda...Emek emek pişirip, lokma lokma binbir şaklabanlıkla çocuklara yedirdiklerimizin aslında onlar için zararlı olduğunu/olabileceğini düşünmek bile üzüyor insanı... O nedenle güvenlir gıda meselesi önemli, hayati derecede önemli... Hepimizin güvenilir gıdaya daha kolay ve ucuz ulaşabileceğimiz günler de gelir umarım.. Şu an maalesef çok zor hele ki sebze/meyve açısından... Artık o da bir sonraki yazıda...

Bunları da Okuyabilirsiniz

5 yorum

  1. Bilgilendirme için çok teşekkürler.Biz İstanbul'da Mado markasında karar kıldık en son olarak. Kay keçi sütü maceramızı yakinen biliyorsun zaten. AOÇ KEÇİ SÜTÜ NASILDIR DİYE düşünmüştüm. Hemen alıp deneyeceğim. Kalemine sağlık. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım sizin de onayınızdan geçer. biz de alerji durumları olmadığı için sizin değerlendirmeniz daha önemli. deneme sonrası yorumlarını da paylaşırsan sevinirim.

      Sil
  2. biz ev ve balık kurumundan aoç bal aldık ama balın üstünde kristalize olabilir yazıyor doğal mı değil mi kararsız kaldım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bildiğim kadarıyla bal soğukta kristalize oluyor

      Sil
    2. Halk arasında yanlış bir bilgi var. Aslında doğal bal şekerlenir, kristalize olur.Kristalleşen balı korkmadan güvenle yiyebilirsiniz.

      Sil