oradan buradan son zamanlar...
Aylar oldu tek bir satır bile yazamadım, hem de sadece bloga değil hiç bir
yere. Bu arada gelecek, eyvah geliyor derken o gün gelip çattı, 6 Nisan’da işe
başladım. İş yerim şehrin dışında olduğu için ne yazık ki 12 saate yakın
dışarıda oluyorum. Neyse ki Hüma ile anneannesinin muhabbeti iyi, hüma
anneanneye oldukça alışkın da korktuğum gibi olmadı. Mesela ağlamadı evden
çıkarken umarım bundan sonra da ağlamaz hiç... Çıkamam galiba öyle bir şey
yaparsa..
Ondan önce yüksek lisansta dersler bitti, izmir’de gidip geldik, işte
dediğim gibi işe başlayacağım buhranları arasında hümanın doğum günü
hazırlıkları üstüne hastalık ve hasta hasta kutlanan 1. yaş günü vardı
gündemde. Çok heveslenmiştim doğum günü için ama ma-aile hastaydık doğum günü
öncesinde, hümam antibiyotik kullanmak zorunda kaldı. (Zaten doğduğunda da
antibiyotik kullanmıştı o anlamda ilginç oldu.) Ama antibiyotik faslı çok
kötüydü hem içirmesi hem etkileri, iştahsızlık, halsizlik vs. Hem de dişlerinde
beyaz lekeler oluştu. Bu konu ile ilgili acil bir yazı yazıp paylaşacağım en
kısa zamanda.
İşe başladığımdan beri pek bir şey yapamıyorum aslında hem iş temposunda
adepte olamadım hem de bahar yorgunluğu hüma ile birlikte uyuyakaldığım çok
oldu özellikle ilk hafta. Ama yine de 6 Nisan’dan beri geçen yaklaşık 1 aya bir
mersin seyahati, bir alışveriş günü, 1 temizlik günü ve 1 de piknik sığdırmayı
başardık. 23 Nisan tatilini de fırsat bilerek sevgili onat donat kankümüzü
ziyaret ettik mersinde doğumunu kutlamak için 7 ay sonra J Onat’ın hüma’ya aaa neler yapıyor bu yaaa der gibi bakışları ve hüma’nın
onatı kıskanması ile geçti mersin. Onat küçük olduğu için pek sesini çıkaramadı
garibim hüma elinden çekip çekip aldı oyuncakları, bakalım bir daha ki
görüşmelerinde neler olacak. Bu mersin seyahati ile bir kez daha anladım ki
hüma ile seyahat edilir. Evet biraz sıkılıp kucağıma gelmek istiyor ama yine de
çok huzursuzluk çıkarmıyor. Eğer bırakırsam kendi haline en azından bir süre
kendi kendine oyalanıyor işte kitaptı oyuncaktı derken. Bazen sağa sola
bakıyor. Hasan Dağı’nı izledik bir süre yolda, hüma dağ demeyi öğrendi mesela.
Bulutlara baktık. Tuz gölüne baktık. Güzel bir yolculuktu. Akşam üstü evde
olduk hatta bir de üstüne hümaya bisiklet almaya çıktık anneanne ve hüma ile.
Cumartesi günü hüma hanıma yazlık alışverişine çıktık. Malum havalar bir
anda ısındı ve bu sene havalar ısınmadan hiç birşey almayacağım diye kastım o
nedenle de aslında hazırlıksız yakalandık. Baharlık kıyafetleri anneannesinden
bu sene... Renk renk tshirtler taytlar vs aldık. Artık hüma büyüdüğü ve kendisi
yemek yemeye çalıştığı için ev ve dışarı kıyafetlerini direk ayırdım bu sefer. Bir
de park faslı var tabii, yerlerde oturmalar taşın toprağın içine
dalmalar...Evde ve parkta giyeceği kıyafetlere fazla para vermek istemedik o
yüzden de C&A ve H&M’den yaptık alışverişleri.. Öyle olunca da bir sürü
şey almış olduk anneannesinin hüma için ayırdığı kıyafet bütçesinden. Üstüne
bir de Ikea patlattık. Mama sandalyesi ve hümaya bilimum oyuncak kutusu vs
ihtiyaçlarını karşıladık.
Dün de 1 Mayıs tatili olunca kendimizi aslında biraz da Tolga’nın zoruyla
(neyse ki) Işık Dağı’nda buldum. 1 saatte gidiliyor. Kahvaltı bile yapmadan
çıktık. Yolda simit peynir aldık. Arabada atıştırdık. Hüma da :) Araba biraz kirlendi ama olsun süt içti, simit ve peynir yedi kuzum yolda.
Dağları görünce dağ dağ dedi bizi çok şaşırtarak, unutmamış sıpacık dağı. Tolga
malum dağ orman insanı dağın eteklerindeki düzlükleri beğenmedi tırmandık araba
ile en tepeye...
Manzarası güzeldi allahtan ama bir tarafı uçurum olduğu için ve de heryer diken olduğu için hüma pek serbest hareket edemedi. Önce bir oturdu toprakla oynadı, sonra poposuna dağ havası aldırdık miniğin. Tolga ateş için yakacak toplarken biz en uca gittik minik çiçeklerin arasında oturduk kuzumla yattık yuvarlandık.Sonra hüma emerken ve ağaçlara bakarken uyudu... O sırada biz de bir şeyler yedik, çay içtik. Hüma uyanınca o da yedi babasının ateşte yaptığı etten. Dönüş yolunda 3-4 kez akan kar sularından içmek sağa sola bakmak için durduk. Hüma sularla oynadı çok mutlu oldu çocuğum akan su gördüğünde zira onun için su musluktan akan ve erikli damacanasından ibaretti. En son aşağıdaki düzlüklere saldık hümayı koştu, oturdu kalktı, kendi başına hareket etti. Dönüş yolunda da uyudu zaten. İyi ki gitmişiz pikniğe pek bir güzel oldu... Hatta bundan sonra sık sık gitmek lazım. Ben de kendime bir ayakkabı edineceğim en kısa zamanda. Hümacık doğada ne kadar çok vakit geçirebilirse o kadar iyi onun için...
Manzarası güzeldi allahtan ama bir tarafı uçurum olduğu için ve de heryer diken olduğu için hüma pek serbest hareket edemedi. Önce bir oturdu toprakla oynadı, sonra poposuna dağ havası aldırdık miniğin. Tolga ateş için yakacak toplarken biz en uca gittik minik çiçeklerin arasında oturduk kuzumla yattık yuvarlandık.Sonra hüma emerken ve ağaçlara bakarken uyudu... O sırada biz de bir şeyler yedik, çay içtik. Hüma uyanınca o da yedi babasının ateşte yaptığı etten. Dönüş yolunda 3-4 kez akan kar sularından içmek sağa sola bakmak için durduk. Hüma sularla oynadı çok mutlu oldu çocuğum akan su gördüğünde zira onun için su musluktan akan ve erikli damacanasından ibaretti. En son aşağıdaki düzlüklere saldık hümayı koştu, oturdu kalktı, kendi başına hareket etti. Dönüş yolunda da uyudu zaten. İyi ki gitmişiz pikniğe pek bir güzel oldu... Hatta bundan sonra sık sık gitmek lazım. Ben de kendime bir ayakkabı edineceğim en kısa zamanda. Hümacık doğada ne kadar çok vakit geçirebilirse o kadar iyi onun için...
0 yorum
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.