Son zamanlar & Bir İstanbul Macerası

By Eylül 21, 2011 ,

Geçen 6 aydan fazla zamanda neler oldu neler.. Bir kere güzel kuşum Hümacık doğdu, ellerime kondu. Herşeyden önemli olan bu zaten. Bunun üzerine ne desem ne yazsam eksik ve manasız kalacak. Hayat boyu yaptığım en güzel şey, en büyük başarım ve eserim. İnsanın şu hayatta iz bırakma çabasını ve isteğini çocuk doğurmaktan daha iyi bir şekilde tatmin edecek başka bir şey düşünemiyorum. Dolayısıyla hamile kaldığımdan beri hayatımdaki en önemli hadise Hüma sultan. O nedenle şimdi 6 aylık bir neler yaptım özetlemesine girmek gereksiz olur diye düşünüyorum. Kendim de düşündüğümde zaten Hüma'ya baktım, Hüma ile oynadım, Hüma'yı şuraya buraya götürdüm, Hüma'ya şunu bunu aldım hatta daha çok Hüma şunu yaptı, bunu yaptı, agu dedi, elini keşfetti, ayağını keşfetti diye diye uzuyor gidiyor liste. Ya da olsa olsa Hüma ile şuraya gittik filan diyebiliyorum yeni yeni. Hanfendi biraz büyüyüp de büyüklerin tabiri ile ortaya çıktığından yani ailenin bir bireyi olarak aramızda iyiden iyiye yer almaya hatta hatta aguları guguları ile söz sahibi olmaya başladığından beri..
Mesela perşembe günü İstanbul'a gittik Hüma ile... Aman bir eğlendi bir eğlendi Hümacık. Ona zaten gezmek olsun değişik yerlere gitmek, farklı şeyler görmek olsun... Önce bir düğüne katıldık. Düğünün başında henüz daha hareketli müzikler çalmaya başlamamıştı ben Hüma'yı sakin bir köşede uyuttum (zaten yol yorgunuydu), biz yemek yerken güzelce uyudu dinlendi. Sonra müzik hareketlenip ortalık daha gürültülü bir hale gelince uyandı. Ben korkacağını düşünmüştüm ama düğün ortamına çabuk uyum sağladı, konuşalanları duymamasına rağmen insanlara gülmeye ortamı incelemeye başladı. O uyandıktan sonra biz de zaten fazla uzatmadan ayrıldık dedesi ile birlikte. Bağdat caddesine Fashions Night Out vardı üstelik o gün, Hüma ile kısa bir Bağdat caddesi gezintisi yaptık dedesiyle sonra baktık kalabalıktan puseti sürmek zor hem de Hüma'nın kafa yorgunluktan düşüyor doğru otele gittik.
Ertesi sabah Suadiye'de kahvaltı.. Hüma bu kahvaltı olayını çok sevdi. Hele ka sonra Atatürk Arboretumunu ziyaret. Tabii dedesi, dayısı, anneannesi ehh annesi de yanında, biri ilgilenmese biri Hüma ile ilgileniyor. Bir de değişik yerler görüyor, hele ki arboretum Hümacık için oldukça keyifliydi, ağaçlar, ördekler, çimler... Dolayısıyla pek hoşuna gitti. Sonra da İstanbul Forum AVM'deki akvaryumu ziyaret ettik. Önce korkar gibi oldu hem ortam çok aydınlık değil hem de koca koca balıklar. Şaşkın şaşkın baktı sıpacık sonra tropik balıkların olduğu akvaryumu görünce iyice açıldı. Balıklar da Hüma'ya kendilerini göstermek istercesine gelip gelip onun kafasının yakınlarında yüzdüler camın dibinde. Sonra bir yengeç türü varmış şimdi adını hatırlayamayacağım görevli eline alıyordu hemen gittik Hüma dokunda ona sonra da akvaryumdaki tünelde üzerinden köpek balığı ve vatoz geçti kaf defa. Bidicik hali ile ilginç deneyimler yaşadı ve akvaryumun sonlarına doğru uykuya yenik düştü. Ama bitmedi biraz dinlendikten sonra AVM'de alışveriş yapıldı onun için. Ve sonunda gecenin geç saatlerinde cuma trafiğinden sıyrılıp otelimize varabildik.

Ertesi sabah da Hidiv Kasrı'nda kahvaltı yaptık. Hüma çiçekleri, ağaçları inceledi yine. Kahvaltı sofrasını dağıttı meyvesini yerken... Sonra da ilk defa çocuk parkına gittik ve orada çocukları izledi. Koşup koşup tekrar kaydıraktan kayan ve o sırada da birbirlerine laf atıp bağrışan çocukları hayretle izledi, ne yaptıklarını anlamaya çalıştı. Onu da oradaki küçük kaydıraktan kaydırdım ama pek anlamadı ve o nedenle de hoşlanmadı durumdan... Günün kalanını Bağdat caddesinde geçirdik hem cumartesi trafiğine girmemek için hem de zaten kızlarla sözleşmiş olduğumuz için. Zamane Kahvesi Hüma'yı pek açmadı. Ben beğenmiştim aslında ama Hüma sıkılınca kalabalık ve sıcaktan ben de pek bir şeyler anlamadım. Sonunda dedesini aradım gelip Hümayı gezdirin diye. Hanımın gezmesi Bağdat caddesi ile de sınırlı kalmamış. Uyurken teslim ettiğim Hüma tabii ki biraz dinlendikten sonra uyanmış ve Caddebostan sahilinde almışlar hemen soluğu caddenin kalabalığından kaçıp. Neyse biz de bu arada biraz sohbet etme fırsatı bulmuş olduk. Akşam yemeği sabah da pazar kahvaltısı derken Hüma epey eğlendi üstelik çok da hareketlendi birkaç gün içinde. Pazar günü dayısına ev bile baktı İstanbul'dan, en son satış ofisinde çığlık atıyordu. Dayısı da ev ile ilgilenmeyip oradaki ofis sandalyeleri ile Hüma gezdirmek suretiyle zavallık satış temsilcisini bunalttı biraz. Bi ara baktık adamcağız kravatını çekiştiriyordu. Dönüş yolu tabii yorgunluğun da etkisiyle biraz sıkıntılı geçti ama eve geldiğimizde babası anında fark etti Hüma'daki değişikliği, daha hareketli, adeta yaramazlık yapıyor...
İşte İstanbul macerası böyle geçti Hüma ile. Yazdıklarıma bakınca kendimle ilgili pek birşey yok. Bir tek kızlarla buluştuk işte bir de kahvaltı ve yemek olayları.. Onun dışında asıl İstanbul fatihi Hümacık oldu...

Bunları da Okuyabilirsiniz

0 yorum