Ormanda Bir Gün

By Nisan 13, 2014 , ,

Ruhumuz kararıyor ne zamandır, midemize ağrılar giriyor gündemin ağırlığından, yaşadığımız karanlık günlerden... Yanı sıra herkesin günlük hayatında sıkıntılar var elbette..
Tüm bu karmaşa ve karanlık arasında fırsat bu fırsat dedik, geçen Pazar günü attık kendimizi Işık Dağı'na... Son 2 senedir sezonu 1 Mayıs'ta açıyorduk (1 Mayıs 2012 tarihli gezimizden notlar için bknz oradan buradan son zamanlar ve biraz daha piknik havası yazılarım). Bu sefer yağmur da yağsa gidelim dedik, nitekim hava kapalı olmasına rağmen pazar sabahı kahvaltı bile yapmadan düştük yola. Artık arabamız olduğu için sık sık gider geliriz diye düşünüyoruz :) Ayrıca aman hava güneşli olsun, sıcak olsun, şu işimizi halledelim, böyle yapalım öyle gidelim deyince bir türlü vakit ayarlanamıyor. Bu kararımızda Hüma'nın geçen gün "anne biz ormanda yaşayalım" deyişinin de büyük katkısı var. Zira orman sevdiğini, ağaç sevdiğini biliyordum ama bu denli sevdiğini ben bile bilmiyordum. Hatta dedim ki tatil olsun ormanda güzel bir otel varmış oraya gidelim". "Hayır otele gitmeyelim, sadece ormana gidelim". Yapacak bişi yok, babasının kızı. Bunlar yarın bir gün kaçar kaçar ormana gider baba-kız. 

Hep ormana gidip gelirken organizasyonu, hazırlığı ve dönüşü açısından zor gelirdi bana. Bu sefer hepimiz çok hevesli olduğumuzdan mıdır nedir hiç öyle olmadı. Zaten yiyecek olarak öğlen yemek üzere aldığımız etin yanı sıra sadece küçük bir kapta peynir, hemen hemen her zaman yanımızda bulunan kuru yemişlerden bir paket ve Hüma için birkaç elma. Bir de çay tabii.. Hepsi bu kadar, evin oradan simit aldık, çıktık yola. 
Gider gitmez eşyaları bıraktıkları gibi baba-kız hemen yakmak üzere kuru dal toplamaya gittiler. Ben eşyaları beklemek için kamp alanında kaldım ve sonra belki Hüma ile fırsatım olmaz diye başladım fotoğraf çekmeye. Malum fotoğraf makinesini alalı biraz zaman geçti ve tezin de bitmesiyle artık daha çok vakit ayırabiliyorum, daha iyi oluyor. Ehh hal böyle olunca bol bol fotoğraf çektim ben de... Deneme-yanılma devam...
Puslu, yağdı yağacak bir hava vardı, güneş ara ara açtı sonra hemen kayboldu bulutların arasında. Puslu hali de güzelmiş buraların onu fark ettim.


Umut, bahar...
Oturduğumuz düzlükten görünen manzara aşağı yukarı böyle... Ağaçların arasında, ormanın sessizliğinde olmak çok güzel.
Tam yeşermemiş ortalık, daha çiçekler kaplamamış her yeri ama yer yer böyle işte..






Babasıyla birlikte topladıkları kuru dalları çekiyor Hüma :) İple bağlayıp Hüma'ya yelek gibi giydirmiş Tolga.. 
Biz bu ağacı çok sevdik... Hüma uzun süre burada oturdu, indi, çıktı, bir daha, bir daha, kum döktü, sonra kumları attı vs vs... Ağaçlarla, toprakla haşır neşir olması, doğada mutlu olması çok güzel... İsterseniz dünyanın en güzel oyuncaklarını dökün önüne ama doğada bulduğu huzuru ve keyfi bulamaz... 
Ateş yakmak üzere çalışmalar ve babasına yardım eden minnoşum...


Ateşimiz ve demlenmekte olan çay... İtina ile ateş yakılır Tolga tarafından tabii...
Hem yolda hem de ormanda oynar diye bir miktar oyuncak götürdük ama sadece çok kısa süreli Kiraz ve tencere tavayla oynadı, içine kum ve çimen koymak suretiyle. Winnie the Pooh oyuncağını da ormana gidiyoruz diye almış yanına, Winnie orman severmiş o yüzden :) Normalde Kiraz ile gider her yere Hüma..
Geçen sene ormana giderken Tolga çadırını da almıştı yanına Hüma oynar diye. Hüma'nın da çok hoşuna gitmişti, girip çıkıp durmuş, pek keyif almıştı. Zaten çadırı gördükçe söyler yine çadır kuralım ormana gidince diye, dolayısıyla yanımıza çadırı almıştık. Tabii bir süre sonra Hüma başladı çadırı kuralım demeye. Fakat o arada hava iyice kapandı, yağmur yağacak gibi oldu. Tolga da çadır kurmak yerine tente yaparım, en azından yağmur yağarsa altında takılırız dedi. Eski bir paraşütten bozduğu tentesini kurarken Hüma da yardım etti ve tabii ki çok eğlendi bu sürede. 
 Tente kurmanın ve baba-kız takılmanın, ayrıca ormanda olmanın mutluluğu... 
Canlar...
İşte bu da tentenin son hali, hemen eşyaları taşıdık altına, ne olur ne olmaz diye.. Sonra da madem hazırız yağmur yağsın macera olsun diye bekledik ama yağmadı. 
 Morlar içinde baba-kız ateş başında et pişiriyorlar. Hüma pür dikkat...
Biz bu ağacı çok sevdik, önce Hüma oturuyordu sonra ben diğer tarafa çıkmaya çalıştım, tabii ne mümkün. Benim ağaca çıkma çabalarım Tolga'yı gaza getirdi başladı bizim ayı ağaca tırmanmaya :) Böyle gülüyorum ama koca ağacın en tepesine kadar çıktı, dalların arasında gözden kayboldu. Biz aşağıda innn düşeceksin diye panik olduk biraz. Kendime de kızmadım değil aklına karpuz kabuğu düşürdüm benim adamın diye. Neyse ki sağ salim indi. 
 Araştırmalar... Acaba burda ne var??
 Çubuk dikme çalışmaları. Dengede durdurmaya çalışıyordu, sonunda başardı...
Kuşları dinlerken... 
Hüma'nın elinde de "Değnek Adam"
 Bu taşı da çok sevdim.. Hüma'nın niye çektiğimi anlamadığı fotoğraflardan... Daha önce de 2-3 renkli bir ağaçcığın fotoğrafını çekiyordum. Sordu bizimki anne niye çekiyorsun bu ağacın fotoğrafını diye, ben de hoşuma gitti o yüzden dedim. Gitti bir çiçek getirdi, o zaman şimdi de bunun videosunu çek diye... 
Tarihe not, eğer Hüma günün birinde yönetmen filan olursa hiç şaşırman zira video hastası :) Çekmeyi de, izlemeyi de çok seviyor, kesinlikle kamera arkası...

Ayrıca buradan herkese sesleniyorum, arkadaşlar kendinize ve çocuklarınıza, sevdiklerinize bir güzellik yapın, ormana, kıra, bayıra, köye gidin. İyi geliyor... Gerçekten...
Bir kere temiz hava, sükunet ve huzur... Sonra şehirde görmediği, bilmediği yepyeni deneyimler çocuklar için. Ben oyuncak götürmüştüm ama oyuncaklar tentenin altında durdu, Hüma -fotoğraflarda da gördüğünüz gibi- ağaçla, kozalakla, toprakla, oynadı. Kuş sesi dinledi. Gönlünce koşturdu.
 Tolga zaten çok sever, ben eskiden pek sevmezdim ama evlendiğimizin ertesi günü itibariyle Tolga fırsat buldukça ve beni ikna ettikçe götürdüğünden artık alıştım ve kesinlikle sevmeye başladım. Özellikle de Hüma doğduktan sonra... İnsanın ihtiyacı olan en önemli şeyin toprak ve doğa olduğunu anladığım. 
Bu fotoğraf Kasım 2007, Facebook'tan buldum :) Kızılcahaman, Çamkoru'dayız...

Neyse sonuçta bu günden sonra her fırsatta ormana gideceğiz, kesin!!
Ayrıca bu sene yaz tatilinin bir bölümünü deniz kenarında geçireceksek, bir bölümünü de ormanda geçireceğiz, kesin!!! 
Hatta ormanda geçirdiğimiz bu günden sonra çadır alternatifini de düşünmeye başladık. Geçen sene sosyal medyada çocuklarla çadır tatili ile ilgili bir kaç yazıya denk gelmiş ve cesaretlenmiştim. Bakalım...  

Bunları da Okuyabilirsiniz

0 yorum